Mesih'e Doğru Vaaz Serisi

Ağıt ve Sevinç | Ağıtlar 1

Rev. Fikret Böcek tarafından | Mesih'e Doğru Vaaz Serisi

Ağıtlar ve Sevinç 

 

  • Aylardır Eski Antlaşma’nın hikayelerini takip ediyoruz.
  • Ve Eski Antlaşma hikayelerinin Tanrı’nın huzuruna girmekle ve çıkmakla ilgili olduğunu gördük.
  • Başlangıçta Tanrı Aden Bahçesi’ne “giren” Adem’i ve Havva’yı yarattı.
  • Fakat sonra Adem ve Havva günahlarından dolayı Aden Bahçesi’nden çıktılar. 
  • Sonra RAB İbrahim’i çağırdı ve İbrahim’in çocuklarını Mısır’dan Kenan diyarına girmeleri için getirdi.
  • Kenan diyarı Aden’e girişe bir örnekti.
  • Fakat sonra İsrail de günahlarından dolayı bu topraklardan çıktı. 
  • Şimdi de Babil diyarında sürgündeyiz.
  • Bu sürgün nasıl bir şeydi?
  • Tanrı’nın halkı sürgün edilişlerini nasıl anlıyordu?
  • Tanrı’nın huzuruna yeniden girme umutları var mıydı?
  • “Ağlayan peygamber” Yeremya’nın sözleri sürgünde yaşamın nasıl olduğunu bize anlatıyor.
  • Ağıtlar kitabı beş şiirsel yapıdan oluşuyor.
  • Bu kitap halkını sürgüne yollayan Tanrı’ya yakarıyor.

Eski Antlaşma Altında Sürgün

  • Ağıtlar 1’i okuduğumuzda Yahuda’nın sürgününün Eski Antlaşma altında gerçekleşmiş olduğunu unutmayalım.
  • Eski Antlaşma, RAB’bin İsrail halkını Mısır’dan çıkardıktan sonra İsrail’le yapmış olduğu antlaşmaydı.
  • Daha önce de anlattığım gibi, bu Eski Antlaşma altında Yahve’nin günahkarları kurtarması lütuf antlaşmasının devamıydı.
  • Fakat yine de bu antlaşmada bir eylem yapılması da gerekiyordu.

Halkın Ağıtı

  • Daha sonra Tanrı’nın halkı sürgünde hüzünlü ve çaresiz bir şekilde Tanrı’ya yakarıyor.
  • İlk ayet mecazi bir şekilde durumu çok iyi açıklıyor.

Ağıtlar 1:1 “O şehir ki halkla dolu idi. Tek başına nasıl oturuyor. Milletler arasında büyüktü, dul kadın gibi oldu. Ülkeler arasında bir prenses idi, haraç veren oldu.”

  • Bu benzetmeler bize ne anlatıyor?
  • Tanrı’nın şehri Yeruşalim’in ve Tanrı’nın halkının terk edilmiş olduğunu biliyorlar.
  • İşte bunun için ağıt yakıyorlar.
  • Siz hiç kimseyi tanımadığınız bir yerde kayboldunuz mu?
  • Anneniz, babanız, erkek arkadaşınız, kız arkadaşınız ya da herhangi bir arkadaşınız sizi hiç terk etti mi?
  • Hiç toplumdan dışlandınız mı?
  • Yalnız bırakıldınız mı?
  • Siz hiç terk edildiniz mi?
  • İyi bir his değil, değil mi?
  • Tüm milletler (Yas. Tek 7) arasından sizin milletiniz seçiliyor ve Yüce Kralın (Mez. 48) şehrinde yaşıyorsunuz ve terk ediliyorsunuz.
  • Herhalde Yahuda halkı kendilerini pek iyi hissetmiyorlardı, değil mi?
  • Benim en çok sevdiğim filmlerden birisi, The Shawshank Redemption, (Esaretin Bedeli) adlı bir film.
  • Genç bir adam haksız bir şekilde karısını öldürmekle suçlanıyor.
  • Burada kullandığım örnek çok iyi değil, çünkü tabii ki Yahuda suçsuz değil.
  • Ama bu filmde hayal kırıklığına uğramanın, terk edilme hissinin, yalnızlığın ne anlama geldiğini az çok anlıyoruz. 
  • Ve Tanrı’nın halkı ağlıyor (a. 2), yas tutuyor (a. 4), inliyor (a. 4), acı çekiyor (a. 4).
  • Bu durumu bu kadar kötü yapan şeyi 7. ayette görüyoruz.

Ağıtlar 1:7 “Yeruşalim sıkıntı içinde başıboş dolaşırken Eski günlerdeki varlığını anımsıyor. Halkı hasmının eline düşüp de Yardımına koşan çıkmayınca, Hasımları haline bakıp Yıkılışına güldüler.”

  • Yeruşalim imtiyazlı ve zengindi ama artık bir hiç olmuştu.
  • Burada gerçek ağıtın ne demek olduğunu görüyoruz.
  • -Daha önce elinde olanları ve neyi kaybetmiş olduğunun bilincinde olan kişi ağıt yakar.
  • İşte Yahuda’nın durumunun bu kadar acı olmasının sebebi de bu.
  • Nereden düştüklerinin farkındalar.
  • Yahuda’nın bu acısı bu şiirde çeşitli cümlelerle açıklanıyor:
  • Yahuda’yı “avutan tek kişi bile yok” (a. 2, 9, 16, 17, 21), Yahuda “rahat bulamıyor” (a. 3), ve “yardım eden yok” (a. 7). 
  • Fakat neden?
  • Yahuda neden bu kadar kötü bir durumda?
  • Bu ağıt Yahuda’nın neden sürgün edildiğini anlatıyor (a. 3),
  • bir sürü günahından” dolayı (a. 5, 8, 14, 22) ve ‘RAB’bin sözüne isyan etmesinden’ dolayı (a. 18, 20) sürgün edildiğini de anlatıyor. 
  • Sevgili kardeşler, burada kullanılan terimler ‘antlaşma’ için kullanılan terimlerdir.
  • RAB’bin onlar için yapmış olduğu antlaşmayı ihlal ettiler,
  • Ama onlar da bu antaşmaya dahildiler,
  • Onlar da antlaşmayı kabul etmişlerdi.
  • Mısır’dan Çıkış 24’te, Sina Dağı’nın eteklerinde İsrail’e yapması gereken ‘eylem’ hatırlatılıyor.
  • İsrail halkı RAB’be ne söz vermişti?
  • RAB’bin söylediği her şeyi yapacağız” demişlerdi.
  • Burada nasıl bir eylemden bahsediyoruz?
  • Şu anlama geliyordu:
  • Eğer halk itaat ederse Kenan’da kalacak
  • ve Tanrı’yla birlikte yaşayacaklardı.
  • Adem’in günah işlemeden Aden’de kalabilmesi ve Tanrı’yla olabilmesi gibi..
  • Süt ve bal akan diyardan yiyip içebilecekleri anlamına geliyordu.
  • Adem’e de biri dışında Tanrı’nın her ağacından yeme özgürlüğü verilmişti.
  • Yahuda da tüm milletlerden korunacaktı.
  • Adem de nihayetinde Şeytan’dan korunmuş olacaktı.
  • Bu ağıtları okuduğumuz zaman halkı bu duruma kimin getirdiğini de görüyoruz.
  • Onları bu duruma kim getirmişti?
  • Nebukadnezar mı? Hayır!
  • Onları sürgündeki bu duruma getiren RAB’bin ta kendisiydi!

Çok isyan ettiği için RAB ona acı çektiriyor… Rab karşı duramadığım İnsanların eline verdi beni… RAB Yakup soyuna karşı buyruk verdi.” (a. 5, 14, 17).

Yeremya’nın Ağıtı

  • Bu ağıt duasının başka bir ilginç tarafı daha var.
  • Bu ağıtın halkın ağıtı ya da halk için olan bir ağıt olmadığını fark ettiniz mi?
  • Fakat Yeremya halkın ağıtıymış gibi kendi ağzında bu ağıt duasını ediyor.
  • Yahuda halkının ağıtını kendi ağzından ‘Ben’ diyerek ağıt yaklıyor. 
  • Örneğin, 5. ayetteki “Günahlarının çokluğundan” ifadesi 14. ayette “günahlarımın boyunduruğu” olarak ifade ediliyor.
  • Yeremya halkın acılarına, yakarışlarına, sıkıntılarına, günahlarına ‘beden veriyor’
  • Onların terkedilmişliği kendi terkedilmişliği oluyor,
  • Onların günahı kendi günahı oluyor,
  • Onların ağlayışı kendi ağlayışı oluyor.
  • Baba Tanrı’nın Yahuda halkını düşmanlarına teslim etmesi Yeremya’nın düşmanlarına teslim edilmesi gibi oluyor. 
  • Yeremya’nın yaptıkları Mesih’e işaret ediyor.
  • Rab İsa Mesih de bizler için acı çekmişti ve şöyle yakarmıştı:
  • Tanrım, Tanrım beni neden terk ettin?’’

Yeni Antlaşma Altında Giriş Sevinci

  • Bizler de Tanrı’nın halkıyız.
  • İşte burada, Ağıtlar artık bizim hikayemizin bir parçası olmuş oluyor.
  • Tanrı günahlarımız için ağıt yakmamızı istiyor.
  • Tanrı’nın eli günahlarımızdan dolayı bizleri terbiye ettiği zaman,
  • Günahlarımız için üzülmemizi istiyor.
  • Kilisenin bu dünyadaki durumu için,
  • Ve özellikle Türkiye’deki durumu için üzülmeliyiz, dua etmeliyiz.
  • Atalarımız ağıt çağında yaşadılar.
  • Atalarımız Eski Antlaşma zamanında yaşadılar.
  • Eski Antlaşma kısmen atalarımızın itaatine bağlı olduğu için ihlal edilebilecek bir antlaşmaydı.
  • Yeni Antlaşma’nın coşkusunu ve sevincini azar azar görmüşlerdi.
  • Örneğin, Mezmur 126 vaadedilen topraklara dönüş sevinçlerini anlatıyor.
  • “RAB sürgünleri Siyon’a geri getirince rüya gibi geldi bize” diyorlar.
  • “Gözyaşlarıyla ekenler sevinç çığlıklarıyla biçecek” (126:5)
  • Kardeşler bizler ağıt çağında değil, sevinç çağında yaşıyoruz.
  • Dünya, beden ve Şeytan Tanrı’nın yeryüzündeki krallığının dış şeklini bozuyor.
  • Bizle bunun için üzülebiliriz, ağıt yakabiliriz.
  • Fakat bizler, RAB’le birlikte milletlere gülüyoruz. (Mezmur 2)
  • Çünkü kardeşler, bizim bir Kralımız var.
  • Bu kralın kurduğu krallığın temelleri sarsılmaz.

İbraniler 12:28 “Böylece sarsılmaz bir egemenliğe kavuştuğumuz için minnettar olalım. Öyle ki, Tanrı’yı hoşnut edecek biçimde saygı ve korkuyla tapınalım.”

  • Yeryüzünde kalıcı bir yerimiz olmasa da biz RAB’bin şehrindeki yerimize bakıyoruz.

İbraniler 13:14 “Çünkü burada kalıcı bir kentimiz yoktur, biz gelecekteki kenti özlüyoruz.” 

  • Yeremya’nın gözyaşları arasından bulanık bir şekilde görebildiği şeyi RABBİMİZ İsa Mesih’in yüzünde açıkça görebiliyoruz.
  • Çünkü Mesih’in krallığı bu dünyadan değildir. (Yuhanna 19) 

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un Adıyla. Amin.

 

Başka Sormak İstediğim Bir Şey Var...

Bize Bir Mesaj Yollayın

MESAJIN KONUSU

8 + 13 =