Sefanya Serisi

Bir Fetih Günü

“Bu nedenle, bekleyin beni, diyor YAHVE.” (3:8). Dünyayı düzeltmek için Yahuda’dan artakalan sadık imanlılara bekleme çağrısında bulunan Sefanya’nın peygamberliklerinin tam ortasında ‘Bekleyin Beni’ diyen bu ayet dikkatimizi çekiyor. Dünya hiç de düzgün değil, tersine eğri bir yolda gidiyor. Geçen yıllarda Orta Doğu’daki savaşlar ve ülkemizde yaşanan saldırılar da dünyanın eğriliğine örnektir.

Sefanya’nın ana teması Rab’bin gelişi konusudur. Yeni Antlaşma’dan önceki atalarımız yüzlerce yıl Mesih’in gelişini beklemişlerdi. Bugün biz de aynı şekilde Mesih’in tüm yüceliğiyle ikinci gelişini bekliyoruz.

Geçen Pazar (Rabbin Günü) 1:1-2:3’te Rabbin dönüşünün tüm dünyanın yargılanacağı bir yargı günü olacağını ve hatta kilise içerisindeki iki yüzlülerin de yargılanacaklarını görmüştük. Bugün ikinci bölümün geri kalan kısmını ve üçüncü bölümün başlarını inceleyeceğiz. Kutsal Ruh Rab’bin gelişinin aynı zamanda bir Fetih Günü olacağını gösteriyor. Bu iki kısmın nasıl birbirlerine bağlı olduklarına dikkat edin: 2:3’te olduğu gibi tövbe edip Rab’be döndüğümüz taktirde “YAHVE’nin öfke gününü” bizden saklayacağını söylüyor. Şimdi de 2:4’teki ‘çünkü’ gibi çok küçük bir kelimeyle dünya çapındaki o büyük yargıyı açıklmaya başlıyor.

Düşmanların Çıkışı

Sefanya Rabbin gününün yeni bir Yeşu’yla yeniden Vaadedilen Diyarın fethedilmesi, yani Rabbin kendisi tarafından fethedilmesi olacağını ilan ediyor. Bunu ilk görme şeklimiz diyardan düşmanların çıkışında oluyor.

Vaadedilen Diyardan tanrısız milletlerin çıkışı konusundan bahsediyor. Çocuklar, Kutsal Kitaplarınızı açıp kitabın en sonundaki harita kısmında İsrail haritasını bulun. Sonra da Kuzey, Güney Doğu ve Batı yönlerine bir bakın. Sefanya peygamber Rabbin Vaadedilen Diyarı nasıl temizleneceğini anlatırken İsrail’in o zamanlar çevresinde bulunan bütün milletleri tarif ediyor.

Batıya bakıp 2:4-7’de Filistlilerin diyardan çıkacağını söylüyor. Sefanya bırakıp kaçmaktan ve virane olmaktan, kovulup kökünden sökülmekten (2:4) ve orada oturan hiç kimsenin olmayacağından (2:5) bahsediyor. Ve bu yargı 2:4-7’nin de söylediği şekilde aniden olacaktı. Aşdodu öğle vakti kovacaklar ve aynı günün akşamında da kıyı boyu Yahuda evinden artakalanlar olacak. Size ilginç bir karşılaştırma hatırlatmak istiyorum. Antik çağın Grek tarihçisi Herodotus kudretli Mısır Firavununun Filistini kuşatmasının yirmi dokuz yıl tuttuğunu yazıyor! Rab ise bunu bir günde yapacaktı! Pavlus 1 Selanikliler 5:3’te “İnsanlar, “Her şey esenlik ve güvenlik içinde” dedikleri bir anda… ansızın yıkıma uğrayacak ve asla kaçamayacaklar” derken, böyle ani ve hızlı bir yargıdan bahsediyor.

Doğuya bakıp 2:8-11’de Moavlıların ve Amonluların diyardan çıkacaklarını söylüyor. Rabbin halkını aşağılayan Moavlılar ve sınırlarını onlara doğru genişletip Rabbin halkına hakaret eden Amonlular Sodom ve Gomora gibi olacaklardı. Bu ne anlama geliyor? Isırganlar mülkü ve tuz çukurları ve ebedî bir virane gibi olacaklardı (2:9). Bir kaç sene önce Güney Dakota’dan yüzlerce kilometre çok güzel manzaralardan geçerek ilerlerken aniden kupkuru bir yerden geçtik. Araba bile dayanamayıp bozulmuştu! Rab bu konuda o kadar ciddi ki şöyle yemin ediyor: “Bundan dolayı, orduların RABBİNİN, İsrail’in Tanrısının sözü, varlığım hakkı için” (2:9) diyor ve şöyle devam ediyor: “Onlara karşı RAB korkunç olacak; çünkü dünyanın bütün ilâhlarını aç bırakacak; ve insanlar, herkes kendi yerinden, milletlerin bütün adaları ona tapınacaklar.” (2:11).

Güneye bakıp 2:12’de Kûş veya Mısır’ın diyardan çıkacağını söyleyerek ‘siz de benim kılıcımla öldürüleceksiniz’ diyor.

Kuzeye bakıp 2:13-15’te İsrail’i tutsak etmiş olan Asur’un diyardan çıkacağını söylüyor. Birinci bölümde gördüğümüz gibi 13. ayette de belaları ve Mısırdan çıkışı görüyoruz: şimale karşı elini uzatacak ve Asuru yok edecek ve Nineve’yi bir virane ve çöl gibi kurak edecek. Siz hiç otobanda bir yolculuktayken hayalet kasaba gibi bir yere geldiniz mi? Sefanya Nineve’yi bize aynen böyle tasvir ediyor. Dikkat edin… hiçbir insan kalmayacak, sadece hayvanlar olacaktı: Ve sürüler, milletlerin bütün hayvanları, onun içinde yatacaklar; hem saka kuşu hem de kirpi onun direk başlıklarında geceleyecekler; pencerelerde onların sesi ötecek. (2:14). Ve Rab o zamanların büyük ve güçlü kralıyla alay ediyor: Şenlik eden, emniyette oturan, yüreğinde: Ben varım ve benden başkası yok, diyen şehir budur; nasıl bir virane, canavarlar için yatacak yer oldu! yanından geçen her adam ıslık çalacak ve elini sallayacak (2:15).

Arkadaşlar, bugün halâ Rabbimiz İsa Mesih’e tamamen güvenmiyorsanız, Ona inanmıyorsanız şunu bilmenizi istiyorum: Sefanya peygamber İsa Mesih’in ikinci gelişini anlatıyor. İsa Mesih yaşayanları ve ölüleri yargılayacağı bir gün olacağı vaadinde bulunmuştu. O gün kesindir. O gün geliyor. O gün çok ciddi bir gündür. O gün çok korkunç bir gündür. O gün evrenin Kutsal Tanrısı’nın önünde duracaksınız ve ne diyeceksiniz? Esprileriniz konuyu değiştiremeyecek. Tartışma hünerleriniz Yargıcı ikna etmeyecek. Paranız ve mal varlığınız size iyi bir yer almayacak. Gücünüz ve etki alanınız size hiç yardım etmeyecek. Ne diyeceksiniz?

Sevgili kardeşler, bu yargı sadece dışarıda olanlar için değil. Dikkat edin: Rab antlaşma halkının arasındaki tanrısızları Vaadedilen Diyardan çıkartmaktan bahsediyor. Rab en güçlü uyarılarını kilise üyelerine karşı, kiliseye katılanlara karşı, kiliseyi ziyaret edenlere karşı söylüyor. Başka bir deyişle, kilise içerisinde olup da gerçek, yaşayan, kurtaran imana sahip olmayanlara karşı söylüyor.

Rab, O âsinin, o pisliğin, o gaddar şehrin vay başına! (3:1) derken herkes başlarını sallayıp tanrısızlara karşı parmak sallıyor. Fakat burada Rabbin kendi halkına konuştuğunu anlıyoruz. Ve özellikle Rabbin güney Yahuda krallığını nasıl tasvir ettiğine dikkat edin: Söz dinlemedi; ders almadı. Yirmi senelik pastörlük yapmama rağmen ve bunca senedir günah işleyen kardeşlerle konuşup onları geri getirmeye çalışırken ben bu kadar net ve açık bir şekilde anlatamazdım. YAHVE’ye güvenmedi; Tanrısına yaklaşmadı (3:2). Yahuda’nın önderleri hakkında çok daha açık konuşuyor (3:3-4).

Çocuklar, annenizden babanızdan ya da öğretmeninizden kaç kere şöyle bir uyarı duydunuz acaba? “Kardeşinin ya da sınıf arkadaşının aldığı cezayı gördün mü? Sen de mi aynısını istiyorsun?” Sizi de bu şekilde uyaran oldu mu hiç? Sizin verdiğiniz karşılık ne olmuştu? Rab antlaşma halkını uyarıp onlara şöyle diyor: “Milletleri nasıl yargıladığımı görüyor musun?” Peki, Yahuda nasıl karşılık veriyor? Rab şöyle diyor: Âdil RAB onun içindedir; haksızlık etmez; her sabah adaletini ışığa çıkarmakta geri kalmaz. Fakat bu Yahuda’yı nasıl etkiledi? Fakat haksız adam utanma bilmez (3:5). Sonra şöyle diyor, “Milletler kesip attım; onların köşe kuleleri viraneler; sokaklarını harap ettim, kimse geçmiyor; şehirleri viran oldu, kimse kalmadı, oturan yok.” (3:6). Rab bütün bunları çocuklarına öğretmek ve onları uyarmak için yaptı: “Ben dedim: Ancak benden kork; ders al ve onun için tayin ettiğim her şeye göre meskeni kesilip atılmayacaktır” (3:7). Peki, Yahuda buna nasıl tepki verdi? “Fakat onlar erken davranıp bütün işlerini çürüttüler” (3:7).

Izmir Protestan Kilisesine Katılan sevgili kardeşler, sevgili dostlar burada anlatılan kişi siz misiniz? O halde tövbe edin! Fazla zamanınız kalmadı… Tövbe edin! İman edin!

Seçilmişlerin Girişi

Bugün burada ağır bir yasa sözü var. Fakat burada aynı zamanda özgürleştirici bir lütuf sözü, İncil sözü (Kurtuluş müjdesi) de var. Rab nasıl diyara girip düşmanlarından temizliyorsa O’nun seçilmiş azınlığı da onu izleyip diyarı sahipleniyorlar. 3:8’e dikkatlice bir bakın: Bundan ötürü ava kalkacağım güne kadar beni bekleyinŞimdi umarım kendi kendinize şöyle diyorsunuzdur: “Tamam, anlıyoruz ama bütün bunların benimle ne alakası var?” Burada peygamber kendi halkına onların anlayacağı bir dilde konuşuyor ama söyledikleri sadece onlar için değildi. 1 Petrus 1:2’yi hatırlayın: “Şimdi size de bildirilen gerçeklerle kendilerine değil, size hizmet ettikleri onlara (peygamberlere) açıkça gösterildi.” Ve 3:8’de buna bir ipucu görüyoruz. 3:8’de Rabbin geliş amacının İsrail’de belirli bir toprağı temizlemek olmadığını fakat aynı zamanda tüm dünyayı temizlemek olduğunu görebiliyoruz: “çünkü kararım milletleri toplamaktır, ta ki, ülkeler üzerine gazabımı, kızgın öfkemin hepsini dökmek için onları bir araya getireyim; çünkü bütün dünya kıskançlığımın ateşiyle yutulacaktır.”

Tüm düşmanların yerini Rabbin artakalan azınlığı (seçilmişler) alıyor: Kıyı boyu Yahuda evinden artakalanların olacak; onun üzerinde onlar sürülerini otlatacaklar; ve akşamleyin Aşkelon’un evlerinde yatacaklar; çünkü onların Tanrısı YAHVE onları arayacak, ve sürgünlerini geri getirecek (2:7); “Onları kavmımın bakiyesi (artakalanı) yağma edecek, ve onları milletimin artakalanları miras alacak.(2:9). Bu neden bu kadar önemli? Çünkü Rabbin İbrahim’e (Yar. 13:14–15) ve İsrail’e (Yas. Tek. 34:1–4) vermiş olduğu diyar vaatleri hiçbir zaman yerine getirilmemişti. 1-2 Samuel kitaplarını okuduğumuzda Filistlilerin halâ diyarda kaldıklarını görüyoruz. Fakat bir gün bu diyarın tamamen temizleneceğini ve seçilmişlerin oraya sahip olacağını görüyoruz. Fakat burada okuduklarımız Tanrı’nın halkına tüm dünyayı verme vaadinin yanında çok küçük kalıyor. İbrahim sadece küçük bir diyara, ülkeye, memlekete varis olmamıştı, fakat aynı zamanda tüm evrene varis olmuştu (Romalılar 4:17)!

İşte biz de bunu bekliyoruz. Neyi bekliyoruz? Doğruluğun hüküm sürdüğü yeni gökleri ve yeni bir yeryüzünü bekliyoruz” (2 Petrus 3:13). Ve Sefanya şu sıralar bizim gibi cesareti kırılmışlara konuşuyor çünkü biz bu diyarı göremiyoruz… dünyanın her tarafında kiliseye yapılan eziyet ve zulümleri görüyoruz. Şu an buradaki az sayıdaki imanlı azınlık da aynen Yahuda’daki artakalan imanlı azınlık gibidir… Rab nasıl ‘bir tohum gibi yeni bir kilise çıkardıysa’ bizler de Mesih’te mucizevi yeni yaratıklar olarak başkalarına ve sonra bir başkasına yeni yaşamı vermek için çalışabiliriz! (John Calvin, Commentaries on the Twelve Minor Prophets).

Sefanya aynı zamanda depresyondakilere, umutsuzlara, bir türlü üzerinden sıyırıp atamadığı aynı günahlarıyla sürekli mücadele eden günahkarlara Yahuda’da arta kalan azınlığı hatırlatıyor. Onlar nasıl Rabbe sahip idiler ise sizler de gücünüzü Rabbe dayanarak, O’na güvenerek alabilirsiniz.

Kardeşler, nihai son geliyor. Yaklaşmakta olan Rabbinizi bekleyin. Rabbi Bekleyin!
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un Adıyla. Amin.

Başka Sormak İstediğim Bir Şey Var...

Bize Bir Mesaj Yollayın

MESAJIN KONUSU

11 + 12 =