Kilisenin Zulme İhtiyacı Var | Elçilerin İşleri 11:19-12:24

Fikret Böcek tarafından

17 Kasım 2019 (46. hafta) | Elçilerin İşleri Vaaz Serisi, Vaazlar

Tam Bir Cesaretle Elçilerin İşleri Serisi

Kilisenin Zulme İhtiyacı Var | Elçilerin İşleri 11:19-12:24

Rev. Fikret Böcek tarafından | Tam Bir Cesaretle: Elçilerin İşleri Serisi

Rev. Fikret Böcek tarafından | Tam Bir Cesaretle: Elçilerin İşleri Serisi

Kilisenin Zulme İhtiyacı Var

Bugün Yeni Antlaşma okumamızda Romalılar 1:16’yı okuduk: ‘Çünkü Müjde’den utanmıyorum. Müjde iman eden herkesin -önce Yahudiler’in, sonra Yahudi olmayanların- kurtuluşu için Tanrı gücüdür.’ Geçen senelerde içerisinde Daniel, Sefanya, Vahiy gibi kitapları ayrıntılı bir şekilde incelemiştik. Son birkaç aydır Elçilerin İşleri kitabını inceliyoruz. Umarım bu vaazlar imanda büyümenize ve bu dünyada dayanmanıza neden olmuştur. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, Hristiyanlık tarihinde hiç bu kadar rahat bir Hristiyan toplumu görülmedi! Atalarımızın birinci yüzyıldan itibaren başlarına neler geldiğini incelerseniz yerinizde rahat duramazsınız. İsa Mesih ve onun elçileri Hristiyanların başına gelen ve gelecek olan zulümlerden epey bahsediyorlar. Bugün de bu zulümler çeşitli şekillerde devam ediyor.

Zulüm kilise için iyidir. Kilisenin zulme ihtiyacı var! Evet, yanlış duymadınız. Kilisenin zulme ihtiyacı var. İzmir Protestan Kilisesi’nin zulme ihtiyacı var! Elçilerin İşleri kitabında Tanrı’nın krallığının büyümesi ve ilerlemesiyle Şeytan’ın krallığının bu dünyanın krallarını, krallıklarını kullanarak karşı saldırıya geçip Rabbin kilisesine zarar verdiğini görüyoruz. Bugün iki şeyin üzerinde duracağım: Tanrı’nın zulme izin verdiğine inanmalıyız ve Tanrı’nın zulmü kullandığına inanmalıyız.

Tanrı’nın Zulme İzin Verdiğine İnanmamız Gerekiyor

Birincisi, Tanrı’nın zulme izin verdiğine inanmamız gerekiyor. Bugünkü ayetlerimiz Elçilerin İşleri 11:19’da şöyle başlıyor: İstefanos’un öldürülmesiyle başlayan baskı sonucu dağılan imanlılar… Bu bizi Elç. İşl. 7 ve 8. bölümlerde Yeruşalim’de başlamış olan zulüm hareketine bağlıyor. Ondan sonra da burada 12. bölümde O sırada kral Hirodes, kiliseden bazı kişilere eziyet etmeye başladı (12:1) diyor. Hirodes Yuhanna’nın kardeşi Yakup’u kılıçla öldürttü (12:2). ve hatta Yahudiler’in bundan memnun kaldığını görünce ardından Petrus’u da yakalattı (12:3)

Neden? Tanrı nerede? Bunlar bizim sorduğumuz sorular. Kralımız İsa Mesih Ruhunu yeryüzüne gönderip krallığını tüm dünyaya yayarken neden böyle bir saldırıya izin veriyor? Ve bütün bunlar olurken kendisi nerede?

Birincisi, herşeyin Tanrı’nın isteğine ve planına göre olduğunu hatırlatmak istiyorum. ‘Her şeyi kendi isteği doğrultusunda düzenleyen Tanrı’nın amacı uyarınca önceden belirlenip Mesih’te seçildik’ (Efesliler 1:11).

İkincisi, genel olarak acı çekmek, Tanrı’nın Sözü’nde Tanrı’nın planının bir parçası olarak vaat edilir ve tarif edilir. ‘Kanım şu ki, bu anın acıları, gözümüzün önüne serilecek yücelikle karşılaştırılmaya değmez’(Rom. 8:18).

Üçüncüsü, özellikle zulüm, Tanrı’nın planının bir parçası olarak vaat edilir ve tarif edilir. İsa’nın kendisi için de bu şekilde tarif edilmiştir. ‘Tanrı’nın belirlenmiş amacı ve öngörüsü uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz’ (Elç. İşl. 2:23). Bizim için de bu şekilde tarif edilmiştir. ‘Pavlus’la Barnaba daha sonra Listra, Konya ve Antakya’ya dönerek öğrencileri ruhça pekiştirdiler, imana bağlı kalmaları için onlara cesaret verdiler. “Tanrı’nın Krallığına, birçok sıkıntıdan geçerek girmemiz gerekir” diyorlardı’ (Elç. İşl 14:22). ‘Mesih İsa’ya ait olup Tanrı yoluna yaraşır bir yaşam sürmek isteyenlerin hepsi zulüm görecek’ (2 Tim. 3:12). ‘Bu nedenle şimdi kısa bir süre çeşitli denemeler sonucu acı çekmeniz gerekiyorsa da, sevinçle coşmaktasınız. Böylelikle içtenliği kanıtlanan imanınız, İsa Mesih göründüğünde size övgü, yücelik, onur kazandıracak. İmanınız, ateşle arıtıldığı halde yok olup giden altından daha değerlidir. Mesih’i görmemiş olsanız da O’nu seviyorsunuz. Şu anda O’nu görmediğiniz halde O’na iman ediyor, sözle anlatılmaz yüce bir sevinçle coşuyorsunuz. Çünkü imanınızın sonucu olarak canlarınızın kurtuluşuna erişiyorsunuz’ (1 Petrus 1:6-9). Kardeşler, Hristiyanlığı devletin kararlarıyla yorumlayamayız. Hristiyanlığı bu çağın getirdiği rahatlıkla yorumlayamayız. Bu kadar yoğun bir şekilde dünyasal oluşumuzdan dolayı tövbe etmeliyiz. Artık çarmıhımızı alıp Rabbi izlemeliyiz!

Tanrı’nın Zulmü Kullandığına İnanmalıyız

“Ama bu nasıl iyi bir şey olabilir? Pavlus Romalılar 1’de bu durumu ‘Tanrı’nın gazabının insanların üzerine dökülüşünün kanıtı’ olarak anlatmıyor mu?” Evet, ama Tanrı Mısır’la İsrail arasında, dünyayla kilisesi arasında bir ayrım yapıyor. Ateş düşerken bizleri koruyacak. Tufan geldiğinde bir Gemi sağlayacak.

Peki bu nasıl iyi bir şey oluyor? Bugün anlamamız gereken ikinci şey Tanrı’nın zulmü kullandığına inanmamız gerektiği gerçeğidir. Bu çağın gidişatı, rahatlığı ve zenginliği bizi o kadar çok etkiliyor ki, Tanrı’nın kötülüğü bizim iyiliğimiz için kullandığını hayal bile edemiyoruz. Ama Romalılar 8:28’de aynen bunu vaat etmiyor mu? ‘Tanrı’nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz’ (Rom. 8:28). Aynısını Yusuf ve İsrail için de yapmamış mıydı?

Birincisi, Tanrı imanımızı arındırarak bizi bereketlemek için zulmü kullanıyor (1 Petrus 1:6-9).

İkincisi, Tanrı yaşamlarımızı kutsallaştırmak için zulmü kullanıyor. ‘Haksız yere acı çeken kişi, Tanrı bilinciyle acıya katlanırsa, Tanrı’yı hoşnut eder’ (1 Pet. 2:19). ‘Sevgili kardeşlerim, sınanmanız için size giydirilen ateşten gömleği, size garip bir şey oluyormuş gibi yadırgamayın. Tersine, Mesih’in acılarına ortak olduğunuz oranda sevinin ki, Mesih’in görkemi göründüğünde de sevinçle coşasınız. Mesih’in adından ötürü hakarete uğrarsanız, ne mutlu size! Çünkü Tanrı’nın yüce Ruhu üzerinizde bulunuyor. Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak acı çekmesin. Ama Mesih inanlısı olduğu için acı çeken, bundan utanç duymasın. Taşıdığı bu adla Tanrı’yı yüceltsin. Çünkü yargının, Tanrı’nın ev halkından başlayacağı an gelmiştir. Eğer yargılama önce bizden başlarsa, Tanrı’nın Müjdesi’ne kulak asmayanların sonu ne olacak? “Doğru kişi güçlükle kurtuluyorsa, Tanrısız ve günahlı kişiye ne olacak?” Bunun için, Tanrı’nın isteği uyarınca acı çekenler, iyilik ederek canlarını güvenilir Yaradan’a emanet etsinler.’ (1 Pet. 4:12- 19).

Üçüncüsü, Tanrı kilisesini çoğaltmak için zulmü kullanıyor. Elçilerin İşleri 8:1’de ve şimdi de burada 11:19’daki bu diyaspora ya da her yere yayılmışlık, dağıtılmışlık hali tam bir kaos, karmaşa gibi görünse de kilisenin büyümesine sebep olmuştur. İşte Tanrı’yı tanımayanlar bu gerçeği anlayamazlar! İstefanos’un öldürülmesiyle başlayan baskı sonucu dağılan imanlılar, Fenike, Kıbrıs ve Antakya’ya kadar gittiler (11:19) ve sonra şöyle devam ediyor, Onların arasında etkin olan Rab’bin gücü (Rabbin Eli) sayesinde çok sayıda kişi inanıp Rab’be döndü (11:21). Sonra Yeruşalim’deki kilise bunu işitip Barnaba’yı Antakya’ya gönderiyorlar ve Kutsal Ruh’la ve imanla dolu, iyi bir adam olan Barnaba, Antakya’ya varıp Tanrı lütfunun meyvelerini görünce sevindi (11:23) ve sonuç olarak Rab’be daha birçok kişi kazanıldı (11:24). Barnaba’yla Pavlus birlikte hizmet edip birçok kişiyi Mesih’in yolunda eğitmişlerdi (11:26). Böylece Mesih’in kurtuluş müjdesi coğrafi olarak kuzeye ve kültürel olarak da Greklere yayıldı.

Ve sonra, Elçilerin İşleri 12’de Hirodes’in zulümleri uzun uzun anlatıldıktan sonra ne okuyoruz? Tanrı’nın sözü ise yayılıyor, etkisini artırıyordu (Ama Tanrı’nın sözü büyüdü ve çoğaldı) (12:24).

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un Adıyla. Amin.

Başka Sormak İstediğim Bir Şey Var...

Bize Bir Mesaj Yollayın

MESAJIN KONUSU

4 + 7 =