Tam Bir Cesaretle Elçilerin İşleri Serisi

Mesih’in Kanı En Kötü Günahkarı Temizler | Elçilerin İşleri 10:1-48

Rev. Fikret Böcek tarafından | Tam Bir Cesaretle: Elçilerin İşleri Serisi

Rev. Fikret Böcek tarafından | Tam Bir Cesaretle: Elçilerin İşleri Serisi

Mesih’in Kanı En Kötü Günahkarı Temizler

Mesih’in kanı en kötü günahkarı bile temizler. Siz buna inanıyor musunuz? Elçilerin İşleri 9’u incelerken, hayatınızdaki bir kişiyi düşünmenizi istemiştim. ‘Bu kişi kesinlikle Hristiyan olmaz,’ ‘kesinlikle hiçbir umudum yok’ dediğiniz birisini düşünmenizi istemiştim. Hatırladınız mı? Bu soruyu size sorarken “Günahkârların en kötüsü benim” diyen Saul’ü hatırlatmıştım (1 Tim. 1:15). Saul o kadar kötü bir günahkardı ki, Tanrı Saul’ü dizlerinin üzerine getirmeden önce onu kurtarmak için kör etmişti. Elçilerin İşleri 9 Tanrı’nın gücünün en inatçı günahkarı bile kurtaracağını gösteriyor. Elçilerin İşleri 10’da ise Tanrı’nın en kirli günahkarı bile temizleyebileceği açıklanıyor.

Şimdilerde, insanlar kendilerini temizlemek için öyle şeyler geliştirmişler ki Tanrı’ya ihtiyaçları yokmuş gibi davranıyorlar. Tatile çıkıp kendimizi yeniliyoruz. 12 adım programlarıyla kendimizi temizliyoruz. Belirli bazı yiyecek ve içeceklerden uzak durup oruç tutarak kendimizi arındırıyoruz. Meditasyon yaparak kendimizi kötü düşüncelerden temizliyoruz. Çocuklar, siz günahlarınızı nasıl temizleyebilirsiniz? Kutsal Kitap günahlarımızı anlatırken leke gibi, yani ne yaparsanız yapın asla çıkmayacak lekelermiş gibi tasvir ediyor. Aslında ne kadar sert ovarsanız ovun, leke o kadar çok derine işliyor! Bugün günahtan arınma konusunu düşünürken Elçilerin İşleri 10’u iki kısımlı görmenizi istiyorum:

Temiz Olmayan Bir Günahkar

Sezariye’de Kornelius adında bir adam (a.1) diye karşımıza çıkan birisi var. Bu kişinin İtalyan taburunda yüzbaşı olduğunu görüyoruz. Roma ordusundaki bir yüzbaşı seksen askerin komutanıydı. Bir taburda altı yüzbaşı bulunurdu ve her tabur 480 askerden oluşurdu. Kornelyus hakkında şöyle diyor: Dindar bir adamdı. Hem kendisi hem de bütün ev halkı Tanrı’dan korkardı (a. 2). Bir kişinin Tanrı’yı tanıması, ya da Tanrı korkusuna sahip olması Yahudi olduğu anlamına gelmiyordu. Tam olarak Yahudiliğe geçmek için sünnet olmak, Yeruşalim’e kurban göndermek, yiyecekle ilgili yasaları tutmak, ve törensel vaftizi gerçekleştirmiş olmak gerekiyordu. Tanrı’dan korkan bir kişi tek-tanrı inancına ve bu inancın ahlaki standartlarına sempati duyan bir kişiydir. Ve Tanrı’dan korkan Kornelyus Halka çok yardımda bulunur, Tanrı’ya sürekli dua ederdi (a. 2). Sürekli dua etmek sabah ve akşam duaları için belirlenen zamanlarda dua etmek anlamına geliyordu. Belirli dua zamanlarından birisi olan akşam dua zamanında, Bir gün saat üç sularında, bir görümde Tanrı’nın bir meleğinin kendisine geldiğini açıkça gördü. Melek ona, “Kornelius” diye seslendi (a. 3) diyor. Melek Kornelyus’a: Duaların ve sadakaların anılmak üzere Tanrı katına ulaştı diyor (a. 4), yani, Tanrı Kornelyus’un dualarını işitmişti (bkz. a. 31). Sonra melek Kornelyus’a Şimdi Yafa’ya adam yolla, Petrus olarak da tanınan Simun’u çağırt (a. 5) emrini veriyor.

Bu durum Kornelyus’un iyi, doğru ve Tanrı tarafından kabul edilebilir olduğu anlamına mı geliyor? Eski Antlaşma yasasına göre öyle değil! Eski Antlaşma yasası altında yedikleriniz Rab’le olan ilişkinizi de etkiliyordu. Örneğin, Levililer 11’de koşer, haram yasalarını görüyoruz. Kim ne derse desin bunlar sağlıklı beslenmeyle ilgili yasalar değildi. Bunlar diğer milletlerden ayrılmış olduğunuz, işaretlenmiş ve kutsal kılınıp Rabbe ayrılmış olduğunuz anlamına geliyordu (Levililer 11:44-45). Örneğin Daniel 1’de Daniel ve arkadaşları kraliyet sarayının yemeklerini yemeyip sadece sebze yiyip su içmişlerdi. Sonra Hezekiel 4:14’te Rab Hezekiel’in murdar olarak bilinen kirli yemeği yemesini isteyerek İsrail’in diğer milletlerle kirlendiğine işaret ediyor.

Burada temiz olmayan, kirli bir günahkar var. İlginç olan bu kişinin İsrail’in dininin dışında, ya da kıyılarında olan biri olduğunu görüyoruz, ama Rab’den tam bir temizlenmeye ihtiyaç duyuyor. Belki sizler de böyle birisini, Hristiyan olmayan ama çok iyi, dürüst, ahlaklı birisini tanıyorsunuzdur. Kornelyus’un başına gelen o kişinin de başına gelebilir. Onların da böyle bir değişim için İsa Mesih’e ihtiyaçları var, öyle değil mi?

Temizleyen Bir Tanrı

Peki, böyle bir kiri kim temizleyebilir? Bugün okuduğumuz ayetlerin bizleri Tanrı’nın nasıl temizleyen, aklayan bir Tanrı olduğuna yönlendirdiğine dikkat edin. Tanrı’nın burada nasıl tasvir edildiğini görüyor musunuz?

İlahi taktiriyle, Tanrı’nın bizleri günün hangi zamanına yönlendirdiğine dikkat edin. 10:9 gerçekten şaşırtıcı! Yani Petrus’un hiçbirşeyden haberi yokken Ertesi gün onlar yol alıp kente yaklaşırlarken, saat on iki sularında Petrus dua etmek için dama çıktı diyor. Kornelyus adamlarını 50 km kadar güneydeki Yafa’ya gönderiyor ve adamlar yoldayken Petrus dua etmek için dama çıkıyor. Tanrı bir şey yapıyor! Şimdi, unutmayın, Tanrı kirli bir yabancının nasıl temizlendiğin bize gösterecek.

Petrus acıkınca yemek istiyor ve Tanrı ilahi taktiriyle Petrus’un açlığını kullanıyor ve yemek hazırlanırken Petrus kendinden geçiyor (a. 10) ve Petrus göğün açıldığını ve büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtılarak yeryüzüne indirildiğini görüyor (a. 11). Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan her türden dört ayaklı hayvanlar, sürüngenler ve kuşlar vardı (a. 12) diyor. Çok ilginç bir rüya değil mi? Sonra Petrus, “Kalk Petrus, kes ve ye!” (a. 13) emrini işitiyor. Tanrı’nın yiyeceklerle ilgili yasalarına sımsıkı bağlı bir Yahudi olarak Petrus nasıl olur da böyle bir şey yapabilirdi? (a. 14). Bunun için Tanrı tekrar konuşuyor: “Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen bayağı deme” (a. 15). Gerçekten de Tanrı bu uyarıyı üç kere tekrar ediyor (a. 16). Petrus şaşkınlık içindeydi. Gördüğü görümün ne anlama gelebileceğini düşünürken, Kornelius’un gönderdiği adamlar sora sora Simun’un evinin kapısına kadar geldiler (a. 17). İşte, ertesi gün Petrus bu düşünceler içerisinde (a. 23).

“Ama bu hikayenin temiz olmayan bir kişinin temizlenmesiyle ilgili olduğunu düşünüyordum” diyebilirsiniz. Bu hikaye yemekle alâkalı değil! Petrus Kornelyus ve ailesiyle konuştuğu zaman bunun böyle olmadığını anlıyor. “Onlara şöyle dedi: “Bir Yahudi’nin başka ulustan biriyle ilişki kurmasının, onu ziyaret etmesinin töremize aykırı olduğunu bilirsiniz. Oysa Tanrı bana, hiç kimseye bayağı ya da murdar dememem gerektiğini gösterdi.” (a. 28). Petrus görmüş olduğu görümün domuz etiyle ilgili olmadığını, tamamen günahkarlarla ilgili olduğunu söylüyor! Kornelyus, bunun üzerine sana hemen adam yolladım. Sen de lütfedip geldin. İşte şimdi biz hepimiz, Rab’bin sana buyurduğu her şeyi dinlemek üzere Tanrı’nın önünde toplanmış bulunuyoruz (a. 33) dedikten sonra Petrus onlara müjdeyi açıklıyor. Evet, Tanrı temiz olmayanları nasıl temizler? Bugün okuduğumuz ayetler bu gerçeği çeşitli onaylarla açıklıyor.

Birincisi, İsa Mesih herkesin Rabbidir (a. 36). Tek Tanrı vardır ve bu Tanrı hem Yahudilerin, hem de diğer ulusların Tanrısıdır (Rom. 3:29-30). Tanrı kendi kelamını Oğlu İsa Mesih’in (10:36-40) kişiliğinde ve yaptığı işte İsrail’e (a. 36) göndererek kendisini göstermiştir. İsa halkın tümüne değil de, Tanrı’nın önceden seçtiği tanıklara -ölümden dirilmesinden sonra kendisiyle birlikte yiyip içen bizlere- göründü. Tanrı tarafından ölülerle dirilerin Yargıcı olarak atanan kişinin kendisi olduğunu halka duyurmamızı, buna tanıklık etmemizi buyurdu (a. 41- 42)

İkincisi, tek Tanrı ayrım yapmaz (a. 34) ve kendisinden korkan ve doğru olanı yapan kişiyi, ulusuna bakmaksızın kabul eder (a. 35). Tanrımız kurtuluş müjdesinin duyurulmasını istiyor. Ayrım yapmıyor ve kendisinden korkan ve doğru olanı yapan herkesi kabul ediyor. O’nun gözünde iyi olan nedir?

Üçüncüsü, İsa’ya iman konusu: Peygamberlerin hepsi O’nunla ilgili tanıklıkta bulunuyorlar. Şöyle ki, O’na inanan herkesin günahları O’nun adıyla bağışlanır(a. 43). Günahların temizlenmesi ve Tanrı tarafından kabul edilmemiz konusunu Pavlus ‘aklanma’ olarak tanımlıyor. Aklanma sadece iman aracılıyla gelir. Petrus, Tanrı’nın yüreği kirden arındırmasının sadece imanla olacağını söylediği Elçilerin İşleri 15:9’a bir bakın: ‘Onlarla bizim aramızda hiçbir ayrım yapmadı, iman etmeleri üzerine yüreklerini arındırdı.’ Ve bu yabancı uluslar da sadece aynı Tanrı’ya ve Kurtarıcı’ya inmakla kalmadılar ama aynı zamanda aynı affa da sahip oldular, ve Yahudiler’in Pentekost gününde aldıkları aynı Kutsal Ruh’u aldılar ve ilk Yahudi imanlılarda olduğu gibi onlar da aynı vaftizle vaftiz edildiler (a. 44-48).

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un Adıyla. Amin.

Başka Sormak İstediğim Bir Şey Var...

Bize Bir Mesaj Yollayın

MESAJIN KONUSU

12 + 3 =