Koloseliler 2020 Serisi

Mesih’teki Birliğimiz: Vaftiz Gerçeği

Koloseliler 2:9’da Pavlus Mesih’i gerçek ve tam bir insan olarak tanıtıyor. Çarmıha gerildiği gün yeryüzünün sarsıldığı ve göklerin karardığı Galile bölgesinden çok popüler bir öğretmen olan Nasıralı İsa Mesih’le tanışmış olan herkes için İsa’nın bir insan olduğu çok açıktı. Çarmıha gerilmesi sırasında onu gören herkes tereddütsüz bir şekilde “İsa Mesih kesinlikle insandı” diyecekledir. Koloseliler 2:9’un sürprizi ve ana konusu tamamen insan olan İsa Mesih’in aynı zamanda tamamen Tanrı olduğu gerçeğidir. Hatta Mesih’in Tanrılığı Tanrısal kişiliğidir. İsa Mesih’in, insan kişiliğine nüfûz ederek bedeninin her kısmını mükemmelleştiren gizemli ilahi bir iksir yuttuğunu düşünmeyelim. Pavlus’un burada kullandığı dil çok net. Tamamen insan olan bu Mesih, aynı zamanda tamamen Tanrı olan bir kişidir. Bu kişi insan kişidir. Bu kişi Tanrı kişidir. İsa Mesih’in ikili bir doğası vardır. Tamamen insandır ve tamamen Tanrıdır.

Koloseliler 2:10’da Pavlus, Mesih’i tüm yaratılışın en üstünü ve yüce hükümdarı ve otoritesi olarak sunuyor. Tüm yaratılıştan üstün olan bu Mesih kendisini Kilisesi’yle birleştirmiştir. Pavlus şimdi de, Mesih’in bizleri kendisine ve göklerdeki Babası’na birleştirmek için tamamlamış olduğu işi anlatıyor.

Mesih’in kendisiyle olan birlikteliğimizi güvence altına alma çabasının ilk tanımı sünnetle ilgilidir. Elle yapılan sünnet şuna işaret ediyordu: Kendisiyle birleşmesi için Tanrı’nın yüreği temizlediği ve yumuşattığı gerçeğine işaret eden bir işaretti. İbrahim Tanrı’ya itaat ederek kendi kendisini ve oğullarını kendi elleriyle sünnet etmişti. Fakat İbrahim aynı zamanda sünnet işaretinin işaret ettiği gerçeğe de sahipti. Kendisiyle ilgili “İbrahim bir iman adamıdır” denilebilsin diye yüreği temizlenmiş ve yumuşatılmış bir şekilde Tanrı’ya birleştirilmişti.

İsa da sekizinci günde Yahudi bir rahibin elleriyle sünnet edildi ve bu işaret, yüreği hiçbir zaman katı olmayan ama gökteki Babasına mükemmel bir şekilde yumuşak olan yüreğinden temizlenecek bir günahı olmamasına rağmen, Tanrı ile birleşmesine işaret ediyordu. Ve böylece sünnet işareti ve gerçeği iman ailesine iki bin yıl kadar hizmet etmiş oldu. Eski Antlaşma’nın bu kadim çağlarını yöneten Yasa ve Peygamberler, insanları, iman etmeye ve insan eliyle yapılan dışsal sünnet işaretinin işaret ettiği yüreğin sünnetine çağırdılar.

Pavlus, Mesih’in bizleri kendisine birleştirmek için yaptığı bu işin günahlarımızın kaldırılması işi olduğunu söylüyor. Sünnet işareti bedenden bir et parçasının kesilip atılması işidir, ve Pavlus bu işareti günahlarımızın kaldırılmasını açıklamak için bir benzetme olarak kullanıyor. İşte bu nedenle Pavlus, bedenin benliğinden soyunarak elle yapılmayan sünnet diyerek tüm günahlarımızın kaldırılmasını tasvir ediyor. Pavlus’un tüm günahlarımızın kaldırılması olarak tanımladığı bu iş “Eski Antlaşma rahiplerinin sünneti” olarak değil, Mesih’in gerçekleştirdiği sünnet olarak tanımlanıyor. Yani Rabbimiz İsa Mesih’in bizlere uygulamış olduğu sünnet günahlarımızın kaldırılmasıdır.

Mesih’in işiyle ilgili Mesih’le birliğimizi tanımlayan ikinci tanım ise vaftizle ilgili bir tanımdır. Pavlus şöyle diyor: Mesih’in gerçekleştirdiği sünnet sayesindeelle yapılmayan sünnetle O’nda sünnet edildiniz. Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz. “Mesih’in gerçekleştirdiği sünnet” ifadesi vaftiz gerçeğini de tanımlıyor. Pavlus’un cümlelerinde kurmuş olduğu gramer, sünneti vaftize bağlıyor ve seçmiş olduğu kelimeler de sünnetle vaftizi birbirleriyle ilişkilendiriyor. Belki de kendi kendinize, “Ama sünnetle vaftiz işaretleri birbirlerinden çok farklı. Sünnet işaretinin belirtisi kan iken vaftiz işaretinin belirtisi sudur. Peki o zaman Pavlus bu iki işareti birbirine nasıl bağlar? ” diye soruyor olabilirsiniz. Sünnet gerçeği vaftiz gerçeğiyle bağlantılıdır. Aslında, her ikisinin gerçeği de aynıdır. Her ikisinin amacı, Tanrı’yla birleşmek için insanların yüreğinin yumuşatılmasıdır. 

Pavlus, Mesih’in bizi Tanrı ile birleştirmek için yaptığı bu işin bizim ölümümüz ve iman yoluyla onunla diriltilmemiz olduğunu söylüyor. Günahlarımızı üstlendiği gibi, ölümünde de Mesih’le birleştik. Çarmıha gerildiğinde bizimle o kadar derin bir şekilde özdeşleşti ki, ölümünde bizim için günah oldu. Mesih, bizim günah taşıyıcımız olarak, bizi tamamen çarmıhta temsil etmiştir. Çarmıhta, Mesih günahlarımızı tamamen üzerimizden kaldırdı ve Baba Tanrı, bizim günahımız için gazabını Mesih’in üzerine döktü. Ve işte böylece, vaftiz gerçeği sünnet gerçeğiyle tamamen aynıdır. Her ikisi de Tanrı’yla birleştirilmemiz için günahlarımızın üzerimizden kaldırılmasıyla ilgilidir.

Pavlus vaftiz gerçeğini şu sözlerle tanımlamaya devam ediyor: Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz, O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz. Vaftiz gerçeği, İsa Mesih’in ölümden dirilişini paylaşmamızdır. Mesih’teki yeni yaşamımız, günah ve ölümün esaretinden özgür olduğumuz bir yaşamdır. Pavlus Korint’teki Kilise’ye çok daha heyecanlı bir şekilde şunları yazmıştı: “Ölüm yok edildi, zafer kazanıldı!” diye yazılmış olan söz yerine gelecektir. “Ey ölüm, zaferin nerede? Ey ölüm, dikenin nerede?” Ölümün dikeni günahtır. Günah ise gücünü Kutsal Yasa’dan alır. Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla bizi zafere ulaştıran Tanrı’ya şükürler olsun!” Vaftiz gerçeği, Mesih’te Tanrı’yla özgürce birleşebilmemiz için günahın ve ölümün gücünün ortadan kaldırılmasıdır.

Pavlus vaftiz ve sünnet gerçeğinden söz ediyor. Pavlus burada vaftizin nasıl olması gerektiği konusuna değinmiyor. Mesih’te birbirleriyle birleştirilmiş olan Hristiyanlar, tarih boyunca birbirleriyle vaftizin şekli konusunda tartışmışlardır. Bazı Hristiyanlar suyu serperek, bazıları da dökerek vaftiz ederken bazıları da tamamen bandırmayı savunmuşlardır. Bazıları da tamamen bandırılmamış olanların vaftizini kabul etmeyerek iki bin yıldır vaftiz olan Hristiyanların vaftizlerini de reddetmiş olmaktadırlar. Koloseliler 2:12’deki: Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz, O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz diyen ayeti kullanarak bandırma uygulamasını savunanalar var. Buna inanan birisi şöyle der: “Pavlus, ‘Vaftizde O’nunla birlikte gömüldünüz, O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildinizdiye yazdığında, vaftizin işareti ve şekli hakkında bize talimat veriyor. Kişi suyun altına indirilirken ifadesinde, İsa ile birlikte gömülüşünün işaretini görüyoruz. Kişi su seviyesinin üzerine kaldırıldığında, Mesih’te dirilişinin işaretini görüyoruz. Bizce tek uygun şekil budur.” Ancak Pavlus, burada vaftizin ve sünnetin tarzına, şekline ya da işaretine değinmiyor. Pavlus her ikisinin de, günahlarımızın ortadan kaldırılmasıyla Mesih’teki birliğimiz meselesi olduğunu bize gösteriyor.

Bütün bunlar Pavlus’un daha sonra yazmış olduğu ayetlerde daha net anlaşılıyor. Bu vaftiz, O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildiniz diyen Pavlus gibi Tanrı’nın gücüne iman etmektir. Pavlus, imanla bizlere uygulanan Mesih’in işini ölümde ve dirilişite bizlere sunuyor. Mesih bizim için gerçek bir işi tamamladı ve yaşamlarımız gerçekten de değişti!

Pavlus şimdi de, Tanrı’nın bizleri kendisiyle birleştirmek için tamamlamış olduğu bu işini bizlere tanımlıyor. Pavlus içinde bulunduğumuz durumu şöyle tanımlıyor: Sizler suçlarınız ve benliğinizin sünnetsizliği yüzünden ölüyken …” Mesih’in tek taraflı yapmış olduğu bu iş dışında, bizler asla ve kesinlikle kendimizi Tanrı’yla birleştirme yeteneğine sahip değiliz. Ruhsal ölümümüz akıllarımızı, irademizi, yüreklerimizi, duygularımızı, bedenimizi ve düşüncelerimizi tamamen güçsüz ve etkisiz kılmıştır. “Bedeninizin sünneti” Tanrı’dan tam ve kesin ayrılışımızı tasvir etmektedir. Bu durum katı yüreklerimizi ve günahkar düşüncelerimizi ve hareketlerimizi tanımlamaktadır. Bu aşağılık ve umutsuz durumda bulunduğumuzda, Tanrı bizi kendisiyle birleştirmek için işini tamamlamaktadır.

Tanrı sizi Mesih’le birlikte yaşama kavuşturdu.” Her birimiz ruhsal olarak birer ölüydük. Fakat Tanrı bizleri dirilterek ölümden diriltmiş olduğu Oğlu Mesih’te bizlere yeni bir yaşam verdi. Tanrı bizleri tekrar yaşama nasıl getirdi? Pavlus buna Bütün suçlarımızı O bağışladı diyerek cevap veriyor. Pavlus genellikle günahlarımız için bir bedel ödeyen, yani kefaret eden Mesih’ten bahsediyor. Ancak Koloseliler’e yazdığı mektubunda, kefaret için çok az şeyden bahsediyor veya hiç bahsetmiyor. Bunun yerine bağışlamaktan bahsediyor. İsa çarmıhta ölürken çektiği acılar veya ıstıraplar nedeniyle bizlere karşı kin beslememişti. Bunun yerine, “Baba, onları affet çünkü ne yaptıklarını bilmiyorlar” demişti.

Şimdi de Pavlus bizlere göklerdeki Tanrı’nın da bizlere karşı bir nefret beslemediğini söylüyor! Tanrı günahlarımızı affetti! Günahlarımızın kefaretini sadece Tanrı’nın kendisi ödeyebilir. Demek ki, Tanrı’nın yasasına mükemmel bir şekilde uyan Mesih, kusursuz kurban olabilecek tek kişidir, Kutsal Tanrı’nın gözünde kabul edilebilir ve adaletiyle günahı cezalandırması gereken lekesiz Kuzu’dur. Gökteki Baba, tüm kutsal adaletiyle, günahın gazabını dünyanın günahlarını ortadan kaldıran lekesiz Tanrı Kuzusu’na dökmektedir. Günahın kefaretini, yani karşılığını sadece ve yalnızca Tanrı’nın kendisi ödeyebilir.

Bu demektir ki, Tanrı’nın yasasına mükemmel bir şekilde itaat etmiş olan Mesih, böylelikle kusursuz bir kurban, lekesiz bir Kuzu haline gelebilecek tek kişi olarak, adaletiyle  günahı cezalandırması gereken kutsal bir Tanrı’nın gözünde kabul edilebilir. Cennetteki Baba, tüm kutsal adaletiyle günahın gazabını dünyanın günahlarını ortadan kaldıran lekesiz Tanrı Kuzusu’nun üzerine döküyor. Günahların karşılığı olarak sadece Tanrı kefaret sunabilir. Fakat Pavlus, Bütün suçlarımızı O bağışladı diyerek Tanrı’nın bizleri affettiğini söylüyor. Ve İsa Mesih de bizlere aynı şekilde, “Bize karşı suç işleyenleri bağışladığımız gibi sen de bizleri bağışla” diyerek dua etmeyi öğretiyor. 

Tanrı günahlarımızı affetmek için tam olarak ne yaptı? Pavlus Tanrı’nın affetme hareketini şöyle anlatıyor: Kurallarıyla bize karşı ve aleyhimizde olan yazılı antlaşmayı sildi, onu çarmıha çakarak ortadan kaldırdı.(2:14). Tanrı bize karşı kin tutmaz ve kendi kutsal yasasına aykırı davranışlarımızın tüm kaydını yasal olarak kaldırır ve tüm tanrısal suçlamaları ve cezaları ortadan kaldırır!

Bugünlerde bazı kiliseler ve ilahiyatçılar arasında kefaretle ilgili dili ve doktrini yasal bağlamından ve anlamından çıkarmak moda haline gelmiş gibi görünüyor. Kefaret öğretisini yasal bağlamdan çıkarmak için diplomasi ya da cambazlık öğrenmek gerekir. Böyle bir sunum için mutlaka yorum (hermenötik) jimnastiği gerekir. Ama şimdi Pavlus bununla ilgili affetme eyleminden bahsediyor ve bir kez daha yasal dili ve bağlamı seçiyor! Pavlus neden böyle bir şey yapıyor? Mahkeme dilinden başka bir bağlam seçemez miydi? Mahkemelerden ne kadar çok nefret ettiğimizi bilmiyor mu? Pavlus burada bizlere İncil’in müjdesini vaaz ediyor. İncil’in müjdesi bizim mahkeme odalarından, duruşmalardan özgür kılınmamızın hikayedisidir. Sünnet ve vaftizin, yani günahlarımızın kaldırılmasının hikayesidir. Ama önce suçlu olduğumuz için mahkemeye gitmeliyiz. Beraat umudu olmadan mahkeme salonuna girmeliyiz. Bizi savunan avukatımız İsa Mesih’le görüşmeliyiz. Bu konuda uzman olan temsilcimiz çok şaşırtıcı bir karara varıp, bizim için ‘Suçsuzdur’ diyor. Mahkeme salonunu terk ediyoruz ve sokaklarda adalet salonlarının gölgesinde, kalabalığın içinde bize küçük bir meblağ borcu olan bir adam görüyoruz. Arkasından kovalayıp  yakalıyoruz ve yüzüne, “Hemen borcunu ver, yoksa seni mahkemeye veririm!” diyoruz. Adamın üzerinde hiç para olmadığı için, büyük bir borcu affedilmiş olan bizler, küçük bir borcu olan bu adamı adalete teslim etmek için mahkemeye götürüyoruz. Pavlus, Tanrı’dan aldığımız bağışlamaya göre yaşayabilmemiz için gerçek ve yasal bağlamı kullanıyor.

Tanrı, borç sicilimizden kaynaklanan yasal taleplerini çarmıha gererek borcumuzu tamamen sildi. İsa Mesih bizim için günah oldu. Çarmıha çivilenmişti ve orada, mahkemeden özgürce ve her türlü cezadan, suçluluktan ve utançtan kurtulabilmemiz için Tanrı günahımızı bir kez cezalandırdı. Mesih bizleri affettiği için bizler de başkalarını özgür, kurtarılmış, affedilmiş kişiler olarak affediyoruz. Birbirimizi affetmemizin sebebi, Tanrı’nın bizleri affetmiş olmasındandır.

Pavlus’un bu paragrafı, ilk bakışta yanlış yerleştirilmiş bir cümle ya da düşünce gibi görünüyor: Yönetimlerin ve hükümranlıkların elindeki silahları alıp onları çarmıhta yenerek açıkça gözler önüne serdi. İlk olarak, bu cümle Pavlus’un Koloselilere anlatmakta olduğu ana konuyla bağlantılı. Yani Pavlus’un ana konusu olan Mesih’in üstünlüğü ve yeterliliği konusuyla bağlantılı. O, tüm yöneticilere, otoritelere, Mesih’in işini, hatta yüce krallığını ve Kilisesi’ni bile yok etmeye çalışanlara karşı zaferlidir. Tanrı, Tanrı’nın topluluğuna zarar vermek isteyen bu yönetimleri ve hükümranlıkları nasıl silahsızlandırdı? Bunu, günah borcunu tamamen silmek üzere Mesih’i çarmıha göndererek yapmıştır. Bu insanların günahlarını affederek yapmıştır. Artık Tanrı’nın düşmanlarının ve Tanrı’nın halkının mahkemeye getirecekleri bir dava yok. Artık bize karşı tutulan, bizleri suçlayabilecekleri bir günah kaydı da yok. Bize karşı kullanıp bizi hapse atabilecekleri hiçbir şey kalmadı. Sonunda bize karşı kullanabilecekleri hiçbir şeyleri yok, çünkü Mesih, bu zaferi sıradışı ve çok tuhaf bir şekilde kazandı: Rabbimiz İsa Mesih kendi yaşamını birçokları için fidye olarak sunmuştur. 

İsa Mesih çarmıhta bu düşmanları silahsızlandırdı, bize karşı yaptıkları suçlamaları kaldırdı, suçumuz ve günahımızla ilgili argümanlarını önceden bildiği için onları tamamen bozguna uğrattı. Bu düşmanların hiçbiri, Mesih’in kendi hayatını kaybederek kesin bir zafer kazanacağını hayal edememişti. Hiçbiri, evrenin kutsal ve adil Tanrısı’nın, her şeyi affederek gazabını bir kenara bırakacağını tahmin edememişti. 

Tanrı tüm günahlarımızı bağışladı ve bu tanrısal iyilikle, karanlığın zorlu düşmanlarına karşı savaşı tümüyle kazandı. Bu dünyanın ara sokaklarında sizleri yutmak için gezinen cinler, iblisler cehenneme sürüklendiler. Mesih, Tanrı’nın seçilmişlerini suçlayan Şeytan’a, ölüm darbesini vurdu. Kilise ile alay edenler, dalga geçenler “Tüm günahlarınızı affediyorum” diyen Tanrı’nın gürleyen sesiyle boğulup gittiler.

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un Adıyla. Amin.

 

Başka Sormak İstediğim Bir Şey Var...

Bize Bir Mesaj Yollayın

MESAJIN KONUSU

4 + 7 =