İmanımızın Temelleri Serisi

Görkemli Esenli Vaadi | Mika 4:1-4

Rev. Toğrul Salamzade tarafından | İmanımızın Temelleri Serisi

Rev. Toğrul Salamzade tarafından | İmanımızın Temelleri Serisi

Görkemli Esenli Vaadi 

RAB’bin Tapınağı’nın kurulduğu dağ, Son günlerde dağların en yücesi, Tepelerin en yükseği olacak. Oraya akın edecek halklar. Birçok ulus gelecek, “Haydi, RAB’bin Dağı’na, Yakup’un Tanrısı’nın Tapınağı’na çıkalım” diyecekler, “O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de O’nun yolundan gidelim. Çünkü yasa Siyon’dan, RAB’bin sözü Yeruşalim’den çıkacak.” RAB halklar arasında yargıçlık edecek, Uzaklardaki güçlü ulusların anlaşmazlıklarını çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, Mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, Savaş eğitimi yapmayacaklar artık. Herkes kendi asmasının, incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak. Bunu söyleyen, Her Şeye Egemen RAB’dir. Bütün halklar ilahlarının izinden gitse bile, Biz sonsuza dek Tanrımız RAB’bin izinden gideceğiz.

Giriş

Yaşadığımız bugünlerde gazetelerde veya internette okuduğumuz haberler, ailemizden, dostlarımızdan duyduğumuz havadisler, televizyonlardan ve radyolardan dilediğimiz haberler genellikle olumsuz olur. Hep bir kaza, bir felaket, bir kriz, bir savaş veya bir cinayet haberi duyarız. Bu haberleri duya duya, bir süre sonra hissizleşmeye ve duyarsızlaşmaya başlayabiliriz. Ancak eğer duyarsız değilsek – ki umarım değilizdir – bunlar bizi üzer. Olumsuz haberlerin ve olayların nereden kaynaklandığı, sebebinin ne olduğu her birinizi illaki düşündürmüştür. Kutsal Kitap da dünyadaki savaşların, hastalıkların ve felaketlerin, günahın etkisi olduğunu öğretmektedir.

Bizler bugün Mika kitabına baktığımız zaman da günahın etkisini apaçık bir şekilde görebiliyoruz. Günah, Tanrı’nın antlaşma halkını perişan etmişti. Tanrı, kendi halkını terbiye etmek ve cezalandırmak için ceza üzerine ceza veriyor ve onlara çok öfkeleniyordu. Ancak bugün okuyacağımız kısımda, yani 4.bölümde, Tanrı’nın bir vaadini göreceğiz. Tanrı, görkemli esenlik vaadinde bulunmuştur. Evet, RAB Tanrı, onca uyarıdan ve tehditten sonra görkemli esenlik vaadinde bulunmuştur. Biz de Tanrı’nın bu görkemli vaadinin ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için bu metne iki başlık altında bakacağız: (1) Tüm olumsuzluklara rağmen Tanrı egemendir (2) Tanrı’ya ait olanlar O’ndan asla ayrılmayacaklardır.

#1: Tüm Olumsuzluklara Rağmen Tanrı Egemendir (1-4)

Metinde Tanrı’nın neler söylediğine ve neleri kastettiğine bakmadan önce, gelin Tanrı’nın sözünü bir kez daha okuyalım: “RAB’bin Tapınağı’nın kurulduğu dağ, Son günlerde dağların en yücesi, Tepelerin en yükseği olacak. Oraya akın edecek halklar. Birçok ulus gelecek, “Haydi, RAB’bin Dağı’na, Yakup’un Tanrısı’nın Tapınağı’na çıkalım” diyecekler, “O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de O’nun yolundan gidelim. Çünkü yasa Siyon’dan, RAB’bin sözü Yeruşalim’den çıkacak.” RAB halklar arasında yargıçlık edecek, Uzaklardaki güçlü ulusların anlaşmazlıklarını çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, Mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, Savaş eğitimi yapmayacaklar artık. Herkes kendi asmasının, incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak. Bunu söyleyen, Her Şeye Egemen RAB’dir.

Mika kitabı, Tanrı’nın öfkesini, gazabını ve merhametini aynı anda gösteren kitaptır. Mika kitabı, savaş döneminde, kötü bir kral olan Ahaz döneminde yazılmıştır. Tanrı’nın halkı, her zamanki gibi Tanrı’ya itaatsizlik etmede diretmiş ve neticede defalarca Tanrı tarafından uyarılmıştır. Halk, Tanrı’nın yasaklamış olduğu her ne varsa bunu yapmış, Tanrı’nın teşvik ettiği her ne varsa da inatla bunu yapmamakta diretmiştir. Halk, tapınakta fahişelerle yatıp kalkıyor, putlara tapıyordu (1:7). Neticede, artık Rab öfkelenmiş ve halka defalarca tehditvari sözler söylemiştir. “Dağlar O’nun önünde ateş karşısında eriyen balmumu gibi eriyecek, Vadiler, bayır aşağı akan sular gibi yarılacak. Bütün bunlar Yakupoğulları’nın isyanı Ve İsrail halkının günahları yüzünden olacak. Yakupoğulları’nın isyanından kim sorumlu? Samiriye değil mi? Yahuda’daki putperestlikten kim sorumlu? Yeruşalim değil mi? Bu yüzden RAB, “Samiriye’yi kırdaki taş yığınına, Bağ dikilecek yere çevireceğim” diyor, “Taşlarını vadiye döküp temellerini açacağım” (1:4-6). Ancak mesele yalnızca bununla da sınırlı kalmamıştı.

Çünkü Ahaz, Yahuda kralıydı ve krallık yaptığı sürede İsrail (Pekah) ve Suriye (Rezin) tarafından saldırıya maruz bırakılmıştı. Saldırıların tek bir sebebi vardı, o da güçlü Asur’a karşı birleşme, yani koalisyon kurmaktı. Ahaz, bu sırada, kendi krallığını, yani hakimiyetini korumak amacıyla Asur kralı Tilgath-Pileser III’ü yardıma çağırdı ve Tanrı’ya güvenmek yerine politik stratejilere güvenmeyi tercih etti (Yşa. 7:1-13). Ahaz’dan sonra tahta Hizkiya’nın geçmesiyle, kuzeyde Yeşaya, güneyde de Mika, Tanrı’nın vaatlerini paylaşmaya başladılar, ki bu vaatlerin bir kısmı olumlu, bir kısmı da olumsuzdu.

Asur’un baskısıyla Yahuda halkı büyük sıkıntılar çekmeye başlamıştı ve özellikle İsrail’in yenilgiye uğramasıyla malını mülkünü kaybetmiş birçok mülteci, güneye, yani Yahuda’ya akın etmişti. Bunun neticesinde, maddi sıkıntı büyümüş ve hem ekonomik hem de sosyal buhran baş göstermişti.

Tanrı halkının durumunu özetlemek gerekirse, halkta putperestlik, tanrı-tanımazlık, her türlü ahlaksızlık ve bunun neticesinde de Tanrı’ya karşı güvensizlik vardı. Halk, Tanrı’ya güvenmek yerine insana güvenmeyi tercih ediyordu.

Fakat! Burası çok ilginç! Fakat tüm bunlar olup biterken ve Rab Tanrı onlara öfkeliyken, bir anda büyük ve görkemli bir vaat veriliyor. Vaadi veren Tanrı, kendi halkına merhamet ediyor. Tanrı’nın öfke ve hiddet dolu sözleri, bir anda merhamet ve vaat dolu sözlere dönüşüyor. Bir anda Tanrı, “son günlerden” söz etmeye başlıyor. Aslında burada son günler diye bahsi geçen ifade, gelecekte ne zaman olacağı insanlar tarafından kestirilemeyen günler anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Tanrı, bu sözleri dünyanın sonu için değil, fakat yakın gelecek için bildirmiştir.

İşte o yakın gelecekte, tüm yozlaşmış dünyaya rağmen, Tanrı’nın tapınağının bulunduğu dağa insanlar akın edecektir. İnsanlar, Tanrı’nın tapınağına gitmek için adeta birbirleriyle yarışacaklardır. Bu sözler elbette kafa karıştırıcıdır çünkü sanki bu dünyadan değil, başka bir dünyadan söz ediyor. Onca kötülük var, onca cinayet, zina, ahlaksızlık, yalan ve daha birçok günah varken, nasıl oluyor da insanlar toplu şekilde Tanrı’nın huzuruna çıkma yarışına girecekler? Bu dünyada ne olacak ki insanlar farklı düşünmeye başlayacak? Ayette diyor ki, “Birçok ulus gelecek, “Haydi, RAB’bin Dağı’na, Yakup’un Tanrısı’nın Tapınağı’na çıkalım” diyecekler, “O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de O’nun yolundan gidelim. Çünkü yasa Siyon’dan, RAB’bin sözü Yeruşalim’den çıkacak.” (4:2). Başka bir deyişle, insanlar büyük hayranlık ve izdihamla Tanrı’nın sözünü öğrenmeye gayret edecekler. Tüm bunlar olurken, Tanrı başka bir vaatte daha bulunuyor ve diyor ki:

RAB halklar arasında yargıçlık edecek, Uzaklardaki güçlü ulusların anlaşmazlıklarını çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, Mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, Savaş eğitimi yapmayacaklar artık. Herkes kendi asmasının, incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak. Bunu söyleyen, Her Şeye Egemen RAB’dir.” (3-4). Özetle, insanlar Tanrı’nın sözünü öğrenmeye giderken artık birbirleriyle savaşmayacaklar. Artık kılıç-kalkan, mızrak kullanılmayacak. Günümüz silahlarına uyarlamak gerekirse, insanlar artık tabanca veya el bombası kullanmayacaklar! Artık savaş olmayacak. Biliyorsunuz, günümüzde hala Yeruşalim’in kime ait olduğuna dair farklı görüşler var. Hatta Yeruşalim’de, kendilerine Hristiyan diyen bazı mezhepler kavga etmeye devam ediyorlar; üstelik ettikleri kavga ciddi manada bir boks müsabakası gibidir! Ancak artık öyle olmayacak. Her şey değişecek diyor RAB.

Sevgili kardeşler, bu vaatler ve güzel mesaj sizler içindir. Yaşamış olduğunuz korkunç dünyada her türlü kötülük, ahlaksızlık ve dehşet sizleri dört bir yandan kaplamış olabilir. Kimi zaman sizin işlemiş olduğunuz günahlar da sizi utanç verici konuma, adeta kendinizden tiksinmenize sebep olabilecek duruma düşürebilir. Her ne olursa olsun unutmayın ki Rab her şeyi görmektedir. Calvin, buradaki vaatlerin Tanrı’nın seçilmişlerine verildiğinin altını çizmiştir. Şöyle ki, Tanrı’nın halkı da bir zamanlar günahlarının içinde ölüydü. Efesliler mektubundaki şu sözlere kulak verin: “Sizler bir zamanlar içinde yaşadığınız suçlardan ve günahlardan ötürü ölüydünüz. Bu dünyanın gidişine ve havadaki hükümranlığın egemenine, yani söz dinlemeyen insanlarda şimdi etkin olan ruha uymaktaydınız. Bir zamanlar hepimiz böyle insanların arasında, benliğin ve aklın isteklerini yerine getirerek benliğimizin tutkularına göre yaşıyorduk. Doğal olarak ötekiler gibi biz de gazap çocuklarıydık” (Efe. 2:1-2). Kirli bir dünyanın içerisinde yalnızca kendimiz de değil, ancak çevremizdeki herkes ve her şey tahrif edilmiş ve kirlenmiştir. İşte sırf bu yüzden Tanrı, esenlik dolu görkemli vaadini bildiriyor! Bu vaat sizler içindir.

Metinde bahsi geçen Siyon, Tanrı’nın kilisesinden başka bir şey değildir. Tanrı’nın sözü, Kiliseden duyurulacaktır! Çünkü, Mesih size merhamet etti! Bütün ulusların kiliseye, yani Tanrı’nın tapınağına gelmesi, kuşkusuz Tanrı’nın İbrahim’le yaptığı antlaşmaya yapılan atıftır: “Soyunu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Bu ülkelerin tümünü onlara vereceğim. Yeryüzündeki bütün uluslar senin soyun aracılığıyla kutsanacak” (Yar. 26:4). Bugün İbrahim’in imanına sahip olan sizler, bu gerçeklerle sevinin! Sizler İbrahim’in soyundansınız ve dünya sizin aracılığınızla kutsanacak.

Sevgili kardeşler, sizler Mesih’i tanımazken, sizler Tanrı’yı bilmezken, kendi putperest yollarınızda yaşamlarınızı sürdürürken, Tanrı sizler uğruna Oğlu İsa Mesih’i kurban etti. Zina, yalan, cinayet ve benzeri suçlar çoğaldıkça çoğaldı ancak Rab size merhamet etmeyi tercih etti. Bu tamamen O’nun tercihiydi. Sizler, tıpkı Ahaz gibi kendinize itibar ederken, tıpkı Ahaz gibi politik davranmaya gayret ederken battıkça battınız. En zekice ve akıllıca çözümleriniz bile suya düştü! Tutunacağınızı düşündüğünüz her türlü din, felsefe, enerji veya benzeri şeyler yok olup gitti. İşte tutunamadığınız zaman RAB Tanrı imdadınıza yetişti ve sizi kurtardı. Bu gerçekle teselli bulun!

Mesih’in Müjdesi size ulaştığı zaman tüm çekişmeler ve tartışmalar sona erdi. Elbette teolojik ve teolojik-olmayan tartışmalar olacaktır. Ancak mühim olan şey Tanrı’nın vereceği esenliktir. Sizler Mesih’e iman ettiğiniz zaman, O’na geldiğiniz zaman tüm silahlarınızı okyanusun dibine atmış oluyorsunuz. Çünkü artık Tanrı’yla savaş içinde değilsiniz. Artık ne Tanrı’yla ne de O’nun halkından olan kimselerle savaş içindesiniz. Savaş bitti. Rab kazandı. O, zafer dolu kudretiyle sizin iradenize, benliğinize ve Şeytana galip geldi. Şimdi sıra, bu zaferin tadını çıkarmakta! Sizler, bu gerçeklerde teselli buluyor musunuz? Sizler bir hiçken, Tanrı’nın sizi kurtarmasından gerçekten sevinç duyuyor musunuz? O’nun Siyon’unu, kilisesini seviyor musunuz?

#2: Tanrı’ya ait olanlar O’ndan asla ayrılmayacaklardır (5).

Bütün halklar ilahlarının izinden gitse bile, biz sonsuza dek Tanrımız RAB’bin izinden gideceğiz.” Böylelikle, halklar Tanrı’nın tapınağına akın akın giderken, onların umudu ebedi olacaktır. Sevgili kardeşler, Tanrı’nın burada vermiş olduğu vaatler kesinlikle süreli değildir. Tanrı’nın vaatleri ebedidir.

Tanrı, umutsuz, çaresiz ve günahkâr insanları nasıl kurtardıysa, onlarda başlamış olduğu işini de kendi uygun gördüğü biçimde tamamlayacak, nihayete erdirecektir. Peygamber Mika bu vaadi kâğıda dökerken, kuşkusuz, Tanrı halkının umudunun kalıcı olmasını da istiyordu. Yani Tanrı’nın vermiş olduğu görkemli gelecek vaadi kısıtlı, süreli bir vaat olmasın, ancak ebedi olsun. Bir gün, Tanrı’nın tüm seçilmişleri Rabbe gelecekler ve ebediyet boyunca mutlu, kutsal ve esenlik dolu bir yaşam sürecekler.

Aslında Mika peygamberin kitabındaki bu ayet yalnızca dünyevi değil, ancak göksel koşulları da özetliyor. Bu dünyada sıkıntılar var, üzüntüler var, yoksulluk var, hastalık var. Hristiyanlar da tıpkı diğer herkes gibi hastalanıyor. Hristiyanlar da maddi sıkıntılar yaşıyorlar. Hristiyanlar da sevdiklerinin ölümüne şahit olup üzülüyorlar. Bunların olmasının sebebi, yaşadığımız dünyanın günahlı bir dünya olmasıdır.

Dolayısıyla peygamber, ilk başta Tanrı’nın kilisesinin önemini belirtirken, şimdi de soteriolojik ve eskatolojik bir gerçeği gözler önüne sermektedir. Soteriolojik gerçek, Tanrı’nın seçmiş olduğu kimselerin ebediyette de O’nunla birlikte olacağı gerçeğidir. Sevgili kardeşler, eğer bugün Mesih’teyseniz, ebediyet boyunca O’nunla olacaksınız. O sizi terk etmeyecek. O sizi yalnız bırakmayacak. Sizi, O’nun elinden hiç kimse koparamayacak. Siz O’na aitsiniz. Ebediyen de O’nun olacaksınız. “Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz” (Yu. 10:28). Teolojide buna azizlerin korunması adı verilmektedir.

Bir diğer gerçek de eskatolojik gerçektir. Burada peygamber Mika’nın belirttiği gerçeği, elçi Pavlus da açıklamıştır. Şöyle ki Mika ölümden sonraki yaşama da vurgu yapmaktadır çünkü ayette sözünü ettiği “sonsuza dek” ifadesi, ebediyeti de kapsamaktadır. İmanlılar bu dünyada da öldükten sonra da Tanrı’yla birlikte olacaklardır. Ölüp cennete gittiğimizde, Tanrı’nın huzuruna çıktığımızda, artık Aden’e değil, ancak Aden’den çok daha yüce ve üstün olan yere gideceğiz. Bu bağlamda elçi Pavlus, şu sözleri söylemiştir: “Tanrı bizi Mesih İsa’da, Mesih’le birlikte diriltip göksel yerlerde oturttu” (Efe. 2:6). Mika, geleceğe vurgu yaparken, Pavlus şimdi zaman kipini kullanmaktadır.

Sevgili kardeşler, Mika’nın gelecek diye sözünü ettiği gerçeklere sizler şu an sahipsiniz! Sizler, Mesih’le birlikte, yine O’nun sayesinde göksel yerlerde oturtuldunuz! Sizler hem bu dünyada hem de ebediyet boyunca Tanrı’yla birlikte olacaksınız.

Bu dünyada sıkıntılar ve zorluklar yaşıyor olabilirsiniz. Bu dünyada çeşitli sorunlarla boğuşuyor olabilirsiniz. Hatta bazen kurtuluşunuzla ilgili kuşkulara da düşebilirsiniz. Ancak şunu unutmayın: sizler, Mesih sayesinde kurtuldunuz. Sizler hem Mesih sayesinde kurtuldunuz hem de ebediyet boyunca O’nunla olacaksınız. Hiç kimse sizi kovmayacak. Siz artık O’na aitsiniz ve göksel yerlerde oturtuldunuz. Bu hakikatle sevinç bulun!

Sonuç

Sonuç olarak sevgili kardeşler, Mika’nın günlerindeki gibi bugün de dünya karanlık ve çaresiz durumda. Ancak Tanrı’nın seçmiş olduğu kişiler olarak siz, ebedi kurtuluşa sahipsiniz. Dünyanın başına her ne felaket gelirse gelsin, her ne olursa olsun, sizler güvenliktesiniz. Sizin ruhlarınız Mesih’le birlikte güvendedir. Tüm karanlıklar, olumsuzluklar ve kötü düşünceler sizi sarıp sarmaladığında, Tanrı’nın bu güzel vaadini dinleyin: “RAB’bin Tapınağı’nın kurulduğu dağ, Son günlerde dağların en yücesi, Tepelerin en yükseği olacak. Oraya akın edecek halklar. Birçok ulus gelecek, “Haydi, RAB’bin Dağı’na, Yakup’un Tanrısı’nın Tapınağı’na çıkalım” diyecekler, “O bize kendi yolunu öğretsin, Biz de O’nun yolundan gidelim. Çünkü yasa Siyon’dan, RAB’bin sözü Yeruşalim’den çıkacak.” RAB halklar arasında yargıçlık edecek, Uzaklardaki güçlü ulusların anlaşmazlıklarını çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, Mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, Savaş eğitimi yapmayacaklar artık. Herkes kendi asmasının, incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak. Bunu söyleyen, Her Şeye Egemen RAB’dir. Bütün halklar ilahlarının izinden gitse bile, Biz sonsuza dek Tanrımız RAB’bin izinden gideceğiz.” Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un adında.

Başka Sormak İstediğim Bir Şey Var...

Bize Bir Mesaj Yollayın

MESAJIN KONUSU

5 + 4 =